Replik.Co

War Photographer / Savaş Fotoğrafçısı (2001)

İçten şekilde şuna inanıyorum ki, insanlar şu anda bile katliamı gördükleri halde

şüphe duymak isteyeceklerdir.

İş sırasında dikkatinizi, duygularınızı ve tüm enerjinizi işinize vermeniz zordur.

Tamamen aklınızda tek bir amacı olan birisi olmanız gerekir.

Savaşlar artık bir ulusa karşı diğer bir ulus değil, insana karşı insan.

Fotoğrafçı olma kararım, savaş fotoğrafçısı olma düşüncesiyle başladı.

Bu kararı, 70’li yılların başında Vietnam Savaşı sırasında aldım.

Vietnam’dan gelen fotoğraflar, bize gerçekte perdenin arkasında neler olduğunu gösterdi.

Bu fotoğraflar, siyasi ve askeri liderlerin söylediklerinin tam tersini

gözler önüne sermekteydi. Bunlar, güçlü ve ölümcül savaşın ne kadar insafsız ve

ne kadar soğuk olduğunu gösteren doğrudan belgesel fotoğraflardı.

Bu fotoğraflardan çok etkilendim ve sonunda hayatımı bu geleneği devam ettirmeye adamaya karar verdim.

Bu (Savaş fotoğrafçılığı), bir tiyatro sahnesi gibiydi; fakat seyirci olmak yerine sahnedeyim

ve senaryo, dakika dakika gelişmelerle yazılmaktaydı. Ne olduğunu anlayabilmen için

olayları anlaman, önceden ne olacağını sezmen ve ayrıca bu olaylarla duygusal ve

zihinsel olarak bağlantı kurman gerekliydi. Fotoğraf çekerken kişisel vizyonumu

nasıl geliştireceğimi ve kendi duygularımı nasıl ifade edeceğimi öğrenmeliydim.

Bunun için kendi duygularımı bilmem gerekir. Fotoğraf sayesinde dünyayı ve kendimi

keşfettim.

Bu mesleği (fotoğrafçılık) seçerken, eğlenceli olabileceğini düşünmüştüm.

Yurtdışında muhabir olma fikri, harika gelmişti! Seyahat etmek, dünyayı görmek,

olayların içerisinde yer almak.. Fakat daha sonra, yaşadığım olaylar beni

burada ne yaptığım ve bunu neden yaptığım konusunda tekrar düşünmeye zorladı.

Bu tür olaylar, bu işin ciddi ve önemli olduğu anlamanızı sağlıyor.

Anlattığınız olayı ele alış biçiminiz, dünyanın bu olayı nasıl algılayacağını belirliyor.

Öyleyse ne yapmak istediğinizi ve ne yaptığınızı daha iyi bilmeniz gerekiyor.

“Lütfen yapmayın” dedim. “Kardeşim, sağır ve dilsizdir” dedim. Fakat onlar, kardeşimi kamyondan fırlattılar

ve parasını alıp onu öldürdüler. Diğer kardeşimin kolunu, ekmek bıçağı ile kestiler.

Amcamın oğlunu, elinden aldılar; fakat onun gitmesine izin vermediler.

Daha sonra çocuğu kafasından vurdular ve çocuk yere düştü. ve çocuk yere düştü.

Bana 2 dakika verdiler ve otomatik silahı boynuma dayadılar. Bütün paramı istediler.

Savaşta, normal uygar davranış şekli, askıya alınmıştır. Normal hayatta sevdikleri

bir insanı kaybetmiş olan kederli bir ailenin evine gidip uzun süreler boyunca

onların fotoğrafını çekmek pek düşünülemez. Bu, gerçekten yapılamaz.

İnsanlar beni kabul etmeseydi, bu anların fotoğrafları çekilemezdi.

Söz konusu insanların işbirliği ve izni olmadan böyle fotoğrafların çekilmesi imkânsızdı.

Onların içtenlikle karşılamaları, beni kabul etmeleri ve benim orada olmamı istemeleri

olmaksızın bu imkânsızdı. Onlar, kamerasıyla birlikte gelen yabancının

dünyanın geri kalanına onlara ne olduğunu göstereceğini ve dış dünyaya onların seslerini

duyurabileceğini anladılar. Başka türlü nasıl izin verirdiler? Kendilerinin bir tür adaletsizliğin ve gereksiz şiddetin kurbanı olduklarının farkına vardılar. Bana izin vererek,

fotoğraflar ile dış dünyaya kendi çağrılarını yapıyorlar ve herkese doğru-yanlış kavramlarını

sorgulamasını sağlıyorlar.

İnsanlara saygı ile yaklaşıyorum, onlara ve içinde bulundukları duruma

saygı gösterdiğimi görmelerini istiyorum. Hızlı hareket etmemeye ve yüksek sesle

konuşmamaya çalışıyorum. Yaklaşımımda çok açık ve kalbimde onlara karşı içten olmayı tercih ediyorum.

Onların da bunun farkında olmasını istiyorum. İnsanlar bunu fark ediyor.

Bazen birkaç cümleyle, bazen ise söze bile gerek kalmadan Sadece gördükleri,

yaşadıkları ve kaçtıkları korkulara dayanabilen savaş fotoğrafçıları vardır.

Vietnam’da olduğu gibi bu fotoğrafçılar, askerlerle aynı geneleve ve bara gidip

aynı viskiyi içerler. Diğer savaş fotoğrafçıları ise, siniktir. Jim ise, bu iki tip

savaş fotoğrafçısından çok farklıdır. Bunun sebebi belki de birçok insandan

fazla acı ve sefalet görmesidir.

Ölü, ölmekte olan ve ilkyardım çadırı önünde uzun kuyruklarda bekleyen

insanların gerçek cehennemini anlayabilmek için konuştuğumuzda Jim hiçbir şey söylemedi.

Jim “Merhaba” deyip, bazı organizasyonel detayları konuştu ve

daha sonra “Ben yatmaya gidiyorum.” dedi. Biz, gün boyunca gördüklerimizden dolayı

kendimiz gelmek için bira içerken; Jim, yatmaya gitmeden önce bir bardak su içti

ve sabah erkenden kalkıp, çalışmak için erkenden gitti.

Replik Puanı:

Yorum yap