Replik.Co

Swordfish / Kod Adı Kılıçbalığı (2001)

– İşte bir senaryo; dünyanın tüm hastalıklarını iyileştirebilirsin ama bedeli masum bir çocuğu öldürmek.

Bunu yapabilir misin?

+ Hayır.

– Beni hayal kırıklığına uğrattın. Bu, çoğunluğun iyiliği için.

Bu ülkeyi korumak için ne kadar hayat gerekirse feda ederim. Kendiminki dahil.

Evlat diyelim ki 100 kiloluk bir Rottweiler’ın var. Seni seviyor. Görevi seni korumak. Seni ısırırsa onu öldürmen gerekir. Sonra kimi ısıracağını bilemezsin. Anlıyor musun?

Kötü adam kazanamaz, bu bir ahlak dersi. Öyle ya da böyle ölmeli. Bazen hayat, kurgudan daha tuhaftır.

Stanley: War? Who are we at war with?

Gabriel: Anyone who impinges on America’s freedom. Terrorist states, Stanley. Someone must bring their war to them. They bomb a church, we bomb ten. They hijack a plane, we take out an airport. They execute American tourists, we tactically nuke an entire city. Our job is to make terrorism so horrific that it becomes unthinkable to attack Americans.

Holywood’un sorunu ne biliyor musun? Boktan filmler yapıyorlar. İnanılmaz kötü filmler. Esrar dumanı arasında varoluşçuluğu arayan beş para etmez bir film yapımcısı değilim. Kötü aktörlüğü, berbat yönetmenliği ve stüdyo terimlerini eleştirmek kolay. Ben gerçekçiliğin olmamasından söz ediyorum. Günümüz Amerikan sinemasında gerçekçi hiçbir unsur yok. Örneğin Dog Day Afternoon Güya Pacino’nun en iyi filmi. Birde Yaralı Yüz ve Baba filmine bakın, tabii ki birinci bölüme. Bir yönetmenlik şaheseri, Lumet’in en iyi yapıtı. Sinematografi, aktörlük, senaryo, hepsi bir numara. Ama sınırları zorlamadılar..

Gabriel: You know what the problem with Hollywood is? They make shit. Unbelievable, unremarkable shit. Now I’m not some grungy wannabe filmmaker that’s searching for existentialism through a haze of bong smoke or something. No, it’s easy to pick apart bad acting, short-sighted directing, and a purely moronic stringing together of words that many of the studios term as “prose”. No, I’m talking about the lack of realism. Realism; not a pervasive element in today’s modern American cinematic vision. Take Dog Day Afternoon, for example. Arguably Pacino’s best work, short of Scarface and Godfather Part 1, of course. Masterpiece of directing, easily Lumet’s best. The cinematography, the acting, the screenplay, all top-notch. But… they didn’t push the envelope. Now what if in Dog Day, Sonny REALLY wanted to get away with it? What if – now here’s the tricky part – what if he started killing hostages right away? No mercy, no quarter. “Meet our demands or the pretty blonde in the bellbottoms gets it the back of the head.” Bam, splat! What, still no bus? Come on! How many innocent victims splattered across a window would it take to have the city reverse its policy on hostage situations? And this is 1976; there’s no CNN, there’s no CNBC, there’s no internet! Now fast forward to today, present time, same situation. How quickly would the modern media make a frenzy over this? In a matter of hours, it’d be biggest story from Boston to Budapest! Ten hostages die, twenty, thirty; bam bam, right after another, all caught in high-def, computer-enhanced, color corrected. You can practically taste the brain matter. All for what? A bus, a plane? A couple of million dollars that’s federally insured? I don’t think so. Just a thought. I mean, it’s not within the realm of conventional cinema… but what if?

Replik Puanı:

Replik.co

Ben neden benim de başka biri değilim?

Yorum yap