Replik.Co

Kasaba / The Small Town Replikleri (1997) Replikleri

Memleket hasreti hiçbir şeye benzemez. Soğan ekmek ye ama kendi toprağında olsun.

Daha gençsin, ölüme uzaksın da öyle konuşuyorsun. Hiç olur mu..

Ölüme yaklaşınca insan düşünüyor, ruhen de hazırlanıyor. Yoksa dayanılmaz, inanmak lazım değil mi.

İnsan gurbette kalakalıyor, nereye baksan, kime baksan yabancı.

Oğlanım bırak artık elalemin ne yaptığını, kendimize bakalım biz.

Güçlüsün, dünyayı yerinden oynatabilirmişsin gibi geliyor. Gel gelelim dünyanın umurunda

olmayan, hapisten farksız bu kasabada yaşamak zorundasın. Sağa bak ağaç sola bak

ağaç, gitmeyip de ne yapacaksın.

– Tamam, belki ben cahil bir insanım. İskender’i bilmem, tarihten anlamam ama

hiç kimseye bir şey koklatmayacaksam bilgi neye yarar? Fareler gibi kitaplar arasında

dolanmak yetmez. O kadar bilgiyi bir tek kendin için mi öğrendin?

+ Boş konuşuyorsun boş. Yuvarlanıp giden boş teneke tıkırtısı gibisin. Ne biliyorsun sen?

Ahkam kesmek kolay, zor olan ortaya bir şey çıkarmak. Ben kendimi sıfırdan yarattım,

tamamen sıfırdan.

Size şunu söylemek istiyorum:

Evet, belki ben bir baltaya sap olamayan, sıkıcı ve acınacak durumda biriyim.

Tersliğim, uyumsuzluğum canınızı sıkıyor. Galiba hiçbir yeteneğim de yok.

Kanımda başka da verecek bir şeyim.. Gençliğim kimseye gerekli olmayan bir

izmarit gibi yok olup gidiyor. Ne bir yuvam, ne dostlarım ne de bir işim var.

Gençliğimin en verimli çağında bu kasabaya kısıldım kaldım. Erkekliğim, dinçliğim,

kalbim gözümün önünde eriyor. Şunu da söyleyeyim, askere gitme vaktim gelene kadar

bu kasabadan kurtulmaktan başka bir şey düşünmedim. Ama o sabah gelip çattığında

beni bu kasabaya bağlayan o güne kadar farketmediğim daha derin bağlar olduğunu

farkettim. Çiğ damlalarıyla kaplı kavaklardan havaya ince bir koku yayılıyordu.

Nedense o gün bana bu kavakları çamları çınarları hayatımda sanki ilk kez

görüyormuşum gibi geldi. Sabahın bu erken vaktinde sokaklarda serseri mayın gibi

dolaşan köpek çetelerinden başka bir şey olmaz. Galiba bu sessiz sabahları

köpekleri toprak kokusunu seviyorum. Ama bu kasabada yaşayan insanları ve onların

küçük hesaplarını anlamıyorum. Ruhuma yabancı ve boğucu buluyorum. Şimdi söyleyin bana,

büyük, ciddi ve herkese gerekli bir işin yapıldığı bir yerlere gitmek istemekte

kötü olan ne var, he?

Sana gelince oğlum, ailemizde hatta köyümüzde okuyan tek kişi sensin. Dışarılara gittin

yabancı diller öğrendin. Lakin sonunda dönüp dolaşıp, gelip buraya yerleştin. Bu tarlalardan

bayırlardan kurtulmak için okumadın mı sen? Bütün bu bilgiler ne işe yarıyor anlamadım gitti.

Birimiz toprağın altına girmiş ama bizim sonumuz da aynı. Er ya da geç.

Bilemeyiz, Allah’tan başka da kimse bilemez. Her şeyi bilmek olmaz. Yaşamak için ne kadarını bilmen

gerekiyorsa o kadarını bil yeter. Fazlasını bileceksin de ne olacak. İnsana dört kulak değil de

iki kulak verilmiştir. Çünkü iki kulakla da duyulabilir.

Replik Puanı:

Yorum yap